Akdeniz Diyeti İspanyollar, İtalyanlar, Fransızlar, Türkler ve Yunanlılar gibi Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanların diğer Batı ülkelerinde yaşayanlara göre daha yağlı gıdalar yemelerine karşın kalp hastalığının daha düşük oranda görülmesi uzun zamandan bu yana bilim adamlarının dikkatini çekmekteydi. Araştırıcıların bazıları bu durumu birçok Akdeniz ülkesinde yemekle birlikte şarap içilmesine, bir kısmı ise zeytinyağının bol tüketilmesine ve diğer Batı ülkelerinde yaşayan insanlara oranla daha çok tahıl, kuru baklagiller, sebze, meyve ve balık, buna karşılık daha az kırmızı et yemelerine bağlamaktadır.
Birçok ülkesinde önemli sağlık sorunları bulunan günümüz Avrupa’sının beslenme alışkanlıkları 19. yüzyılın başlarında oldukça sağlıklıydı. Gıdalarının büyük bir kısmını tahıllar oluşturuyordu, eti ender olarak yiyorlardı. Tabii bunun en önemli nedeni ekonomik yetersizlikti. Avrupa ülkeleri ve ABD teknolojik ve ekonomik yönden geliştikçe hayvansal gıdalar daha kolay elde edilir duruma geldi, tüketimi de aşırı ölçüde arttı. Buna karşılık, taze meyve, sebze ve tahıl tüketimi çok azaldı.
Türkiye’de dâhil gelişmekte olan birçok ülkede bitkisel gıdalar hala eski önemini korumaktadır. Ülkemizde tahıl tüketimi günlük kalorinin çok büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu kadar çok karbonhidrat alımının diğer besin öğelerinin miktarını azalttığı ve yararının tartışılabileceği görüşü de yaygın olmakla birlikte, katıldığımız bir uluslararası toplantılarda yabancı bilim adamlarının “lütfen diyetinizi değiştirmeyin” önerisinde kulaklarımda hala çınlamaktadır. Oysa ne yazık ki özellikle “fastfood adı verilen ayaküstü gıdaları fazlaca içeren Batı diyeti, büyük kentlerimizde geleneksel Türk diyetinin yerini almaya ve sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini göstermeye başlamıştır.
Akdeniz diyeti neden sağlıklıdır?
ABD, Finlandiya, İtalya, Hollanda, Japonya, Yugoslavya ve Yunanistan’ı içine alan ve “Yedi Ülke Çalışması” diye bilinen araştırmada, diyetleri zeytinyağı açısından zengin olan Akdeniz ülkeleri insanlarının kan kolesterolü düzeylerinin ve kalp hastalıklarından ölüm risklerinin Kuzey Avrupa halklarından çok daha düşük olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, tipik Akdeniz diyetinin daha çok diyet lifi içerdiği, her öğünde ekmek ya da pilav, makarna gibi tahıllı gıdaların yendiği, sarımsağın da yaygın olarak tüketildiği vurgulanmıştır.
İtalya’nın Napoli kentinde yaşayan kişilerle İngiltere’nin Bristol kentinde yaşayanların sağlık durumlarının karşılaştırıldığı bir araştırmada da Napoli halkının daha çok taze domates ve zeytinyağı tükettiği belirlenmiştir. Napolililerin kanlarındaki karoten ve E vitamini düzeyleri yüksek, buna karşılık kalp hastalığı riskini artırıcı özelliği bulunan “kötü kolesterol” (LDL) düşük bulunmuştur.
Bu araştırmalar, Akdeniz diyeti bileşenlerinin, özellikle de zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlamaktadır. Zeytinyağında bulunan birçok maddenin vücuttaki hücrelerin oksijenden zarar görmesini engelleyici (antioksidan) özelliği vardır.
Günlük diyetlerindeki katı yağ miktarını azaltıp daha çok zeytinyağı tüketmeye başlayan kişilerin kanlarında kalp hastalığından koruyucu iyi kolesterol (HDL) düzeyi artmakla, kalp hastalığı riskini artıran kötü kolesterol (LDL) düzeyi ise düşmektedir.
Son yıllarda kötü kolesterolden daha da zararlı bir maddenin oksitlenmiş LDL (kötü kolesterol) olduğu ortaya çıkarılmıştır. Zeytinyağındaki tekli doymamış yağ asidi olan oleik asit oksitlenmeye karşı dayanıklıdır. Ayrıca, zeytinde bulunan Oropein adlı maddenin de LDL’ yi oksitlenmekten koruduğu bulunmuştur.
Geleneksel Türk mutfağı yemeklerinden olan etli ve zeytinyağlı sarmalarda kullandığımız üzüm yaprağı da çok iyi bir karoten kaynağıdır. Zeytinyağlı yaprak sarmasının besin değerini incelediğimiz bir araştırmada Akdeniz diyetinin iyi bir örneğini oluşturan bu yemeğimizin hem zeytinyağı, hem de yaprak ve pirinç içermesi açısından sağlığa olan yararını bir kez daha vurgulamış olduk. |